Shiroinku ile internet röportajı

3 Temmuz 2012 Salı




Düzce Üniversitesi Çizgi Roman ve Animasyon Topluluğu ve Animekalesi.com olarak yakında çıkacak “Türkiye’nin İlk Manga Dergisi” kurucularından Ahmet Torun ile bir internet röportajı yaptık. İşte en merak ettiğiniz sorular.





Öncelikle şu anki ekibinizi ve öykülerinizi kısaca tanıtır mısınız? Dergi Fikri nasıl ortaya çıktı?




ShiroInku, biraz acele ile kurulan bir dergi oldu. 2011 yazında bir hikaye çizmeye başlamıştım ve bunu nasıl yayabileceğimi düşünüyordum, daha sonra aklıma anime-manga forumlarında dolaşan çizerler geldi ve uzun zamandır hayallerimde olan "bir dergi çıkarma" fikrinin peşinden gitmeye karar verdim. Sonbaharda "ToruCon Çizim Yarışması" sayesinde iki heyecanlı çizerle tanıştım, bunlar henüz lisenin tadını çıkaran Öykü Yücetürk ve Ege Ovacık'tı. İkisi, çocukluktan beri bir manga oluşturma hayaliyle küçük küçük hikayeler çizmişlerdi ve artık "gerçek bir manga" oluşturmak için çabalıyorlardı. Ben de dergi fikrimi onlara açmaya karar verdim. Kısa sürede birbirimizden aldığımız gazla bu dergiyi ciddi ciddi konuşmaya ve dergi için eleman aramaya başladık. Aslına bakarsanız ShiroInku, Öykü ve Ege'nin halihazırda uydurdukları hayali şirketlerinin ismiydi, bunu beğendiğimiz için bu isimle devam etme kararı aldık. Ben ekibe yazarlık konusunda yetenekli gördüğüm yakın arkadaşım Ümit Köysu'yu dahil ettim. Zaman içinde forumlarda ve Facebook gibi ortamlarda takipçi, çizer ve yazar aramaya başladık. Gelenler ve gidenler oldu, bir ara dergimizde sekiz tane çizer bulunuyordu. Bunlardan dört tanesi çeşitli nedenlerden dolayı dergimizden ayrıldı. Şu anki kadromuz ve üzerinde çalıştığımız hikayeler şu şekildedir:


- Seri Adı: "Yolcu"


- Yazar ve Çizer: Ahmet Torun
Türü: Seinen - Polisiye/Fantastik/Psikolojik
Hikaye Özeti: Kimlik bunalımı içinde yaşayan bir gencin kendini buluş hikayesi ve bunun arkaplanında gerçekleşen çok daha büyük kehanetler ve din savaşlarının içinde hayatın anlamını ararken verdiği savaşlar.


-



 Seri Adı: "Kaira"
- Yazar: Ümit Köysu, Çizer: Ahmet Torun
Türü: Shonen - Aksiyon/Macera/Fantastik/Komedi
Hikaye Özeti: Kaira'nın babası, o daha çok küçükken evi bırakıp kendini hayatının en büyük keşfine adamış bir adamdır. Giderken Kaira'yı bakması için akıl hocası Kora'ya bırakmıştır. Kaira, babasının neden kendisini bıraktığını on altıncı yaşının doğum gününe kadar öğrenemez. On altıncı yaşını kutlarken Kora, Kaira'ya babasının ona bırakmış olduğu mektubu verir. Ve bundan sonra Kaira, hayatını babasını aramaya adar. Yakın arkadaşları Paora ve Ayane de onunla birlikte bu maceraya atılırlar.

-



 Seri Adı: "Metin Fox" (Geçici İsim)
- Yazar ve Çizer: Öykü Yücetürk
Türü: Seinen/Gag - Fantastik/Hayattan Bir Parça/Komedi
Hikaye Özeti: Bilinmeyen bir sebepten dolayı kedi kulakları ve bazen de kuyrukları ile doğan insanlar bulunmaktadır, bu insanların varlıkları bir topluluk tarafından gizli tutulmaya çalışılır fakat bunun için bütün kedi kulaklı insanları toplamaları gerekmektedir. Metin Fox ise bu topluluktan bağımsız olarak kulaklarını ve kuyruğunu 21 yaşına kadar gizleyebilmiş, bu sebeple ne bu topluluğun Metin'den, ne de Metin'in bu topluluktan haberi olmuştur. Fakat bir gün işlek bir caddede bir çocuğun şakasıyla işler değişir.






- Seri Adı: Henüz İsim Belirlenmedi
- Yazar ve Çizer: Ege Ovacık
Türü: Shoujo - Fantastik/Romantik/Komedi
Hikaye Özeti: Elf görünümlü ülke kralının kendine kadın arayış yolculuğu.







-Seri Adı: "Lucidity"
- Yazar: Özgür Özgen Fişek, Çizer: Cansu Yener
Türü: Gag - Fantastik/Komedi/Aksiyon
Hikaye Özeti: Ern 18 yaşında ailesinin baskılarına dayanamayıp evden kaçar. O sırada bir gruptan basçı olma teklifi almıştır. Bir süre grup elemanlarının evinde yaşar. Grup, en büyük gösterileri için sahneye çıkar ve Ern sahnede elektrik çarpması sonucu bilincini yitirir. Ern'in bilinci yerine geldiğinde dünya değişim geçirmiş ve herkes zombiye dönüşmüştür.






Şuan kesinleşen bir çıkış tarihi var mı? Sayıları hangi aralıklarla çıkarmayı düşünüyorsunuz?


Dergimizden ayrılanlar çokça olduğundan ve okul yüzünden çizerlerin bir kısmı çalışamadığından çıkış tarihini defalarca erteleme kararı almak zorunda kaldık. Sonunda dört çizer ve iki yazar olarak (Bunun haricinde onaylamış olduğumuz fakat çizer bulamadığımız iki hikaye bulunmakta.) çıkartacağımız derginin pek tatmin edici olmayacağına karar verdik. Bu yüzden şu anda bir tarih veremeyeceğim. Yakın zamanda tanıtım amaçlı olarak serilerimizin bir kısmını internet adresimize yükleyeceğiz ve bunu internette yaymaya çalışacağız. Bu hamle sonucunda dergimize kaliteli çizer ve yazarlar gelmesini ümit ediyoruz. Eğer yeteri kadar çizer bulabilirsek yayın evleriyle görüşmeye başlayacağız. Ancak "Çizgi Roman Okurlar Platformu" gibi Türkiye'de çizgi roman adına söyleyecek sözü olan kişilerin bizi desteklediklerini bilmek bizi cesaretlendiriyor. Her ne olursa olsun, "Türkiye'de Manga" oluşturmaya çalışacağız, en azından kendim ve Ümit Köysu adına net konuşabilirim. Dergimize para kazanamama kaygısından dolayı gelmeyen çizerlerden de birazcık olsun risk almalarını istiyorum. Naruto, Death Note ve One Piece'in çevirisiyle şu anda manga satışları, çizgi romandan daha iyi gidiyor. İleride ülkemizde bu sektörün daha da büyüyeceğini söylemek müneccimlik yapmak olmayacaktır. Sadece biraz risk almak lazım, az bir süre içinde bu ülkede çizdiğimiz mangadan para kazanır hâle gelebileceğimize inanıyorum. Japonya'da aylık ve haftalık çıkan dergiler var, bizim de amacımız elbette haftalık bir dergi oluşturmak, ancak o hızda seri üretmek için başka bir işle uğraşmıyor olmak ve mangayı çok sevmek gerek, ileride her hafta yeni hikayeler üretebilen bir ekibimiz olursa ve bu işten para kazanmaya başlarsak dergimizin haftalık olarak basılmaya başlanmaması için bir neden göremiyorum.

Toshio Suzuki ve George Lucas arasındaki animasyon ve çizgi romanlarda bilgisayar teknolojisinden yararlanma konusunda bir fikir ayrılığı var.George lucas iş gücünü hafiflettiği için teknolojiyi savunurken. Suzuki "Çizer'in ruhunun kalemin ucundan akarak figüre hayat verir" der.Siz çizimlerinizde nasıl bir teknik uyguluyorsunuz? Bilgisayar teknolojisinden ne denli yararlanıyorsunuz?


Dergimizde hem elde hem de dijital ortamda çizim yapanlar var. George Lucas ve Toshio Suzuki gibi üstadların yanında bizim sözümüz geçerli olmaz elbette, zaten benim söyleyeceklerim ikisinin söyledikleriyle de çelişmeyecektir, zira bence ikisi de haklı. Suzuki'nin değindiği nokta çok önemli, çünkü el çizimi animasyonda karakterleri ve arkaplanları çizen insanlar, onlara kendilerinden parçalar eklerler. Çizer, animasyonun üretimi içinde sırf bir işçi değil, aynı zamanda "sanatçı" da olma şansı yakalar. Ancak üç boyutlu karakterler üreten insanlar için de benzer kavramların geçerli olduğunu düşünüyorum. "Kung Fu Panda", "Despicable Me" veya "Rattatouille" gibi animasyonların gerek karakter tasarımlarında, gerekse de animasyonlarında bunları modelleyip canlandıran insanların sanatını görmek mümkündür. Elbette bunun aksini kanıtlayacak yüz binlerce animasyon göstermek mümkündür. Aynı şekilde vektörel animasyonlarda da piyasadaki işlerin çoğunda o dijitallik, yapaylık bariz hissedilirken, sırf şekilleri eğip bükerek de sanat yapılabileceğini ispatlayan animasyonlar bulabiliriz. Suzuki'nin dijital ortama karşı bu tutumunda kendisinin ve stüdyosunun geleneksel animasyonda en iyilerden olmasının da payının olduğu yadsınamaz. Ayrıca yine Japonya'nın animasyon efsanelerinden Mamoru Oshii, animasyonlarda dijital mekan ve taşıtlar kullanmasının "günümüzde bu sahneleri elle çizebilecek düzeyde çizerlerin bulunamamasından" kaynaklandığını söylemesi de bu tartışmaya cevap niteliğindedir. Bilindiği üzere Oshii, 1995 yılında "Ghost in the Shell"de tamamen el çizimi animasyonlar kullanmıştı, fakat sonraki işlerinde yöntemlerini kısmen değiştirdi. Bense zaman içinde sanatın araçlarının değişmesinin gayet doğal bir şey olduğunu düşünüyorum. Sonuçta el çizimi animasyonlar da bundan yüz sene önceye dahi uzanmıyor, teknoloji geliştikçe kültür de değişiyor ve buna uygun sanat araçları ortaya çıkıyor. Kırk sene önce ekranda kayan piksellerden ibaret olan oyunlar, günümüzde sanat eserleri olarak kabul edilebiliyor. Benim düşüncem bu yönde olmasına rağmen, geleneksel yöntemleri daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim.





Amerikanlar, “comics”leri ile ve ardından milyon dolarlar harcadıkları uyarlamaları ile kültürlerini cazip gösterip yayıyor. Japonlar “manga”larıyla ne kadar çalışkan olduklarını, güzel sade bir yaşam yaşadıkları kanısını bizlere iletiyor. Shiroinku ekibinin öykülerinde böyle bir temalar mevcut mu?

İşin biraz terminolojisine inmek gerekirse, Japonlar Amerikan çizgi romanlarına da “manga” demekte. Yani onlara göre comic-manga ayrımı yok. Kurucu ekip kuruluş aşamasında manga- çizgi roman ikileminde kaldı mı? “Türkiye'nin ilk Manga dergisi” sloganınız neden “Tükiye'nin ilk çizgi roman dergisi” değil diye soran potansiyel okuyucularınıza nasıl cevap veriyorsunuz?



Son iki sorunuzu birlikte cevaplamak istiyorum. Amerikan ve Japon çizgi romanlarındaki farkın sadece bu kadar olduğuna inanmıyorum. Gerçi günümüzde bu iki alanda da genelin dışında eserler verilmeye başlandı, ben burada Amerikan çizgi romanlarından bahsederken bu sektörü günümüzdeki hâline getiren Superman, Spider-Man, X-Men, JLA gibi popüler serileri baz alarak konuştuğumu belirtmeliyim. Aynı şey Japon çizgi romanları için de geçerli; Astro Boy, Rurouni Kenshin, Dragon Ball, One Piece ve Naruto gibi serileri esas alarak konuşuyorum. Amerikan çizgi romanını Japon mangasından ayıran en büyük fark, aslına bakarsanız Batı ve Doğu Felsefesinin farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Amerikan toplumu, tüketim ve sınırsız olanakların ödünç alınabildiği, insanların hayatlarını istediklerine yakın yaşayabildikleri bir toplum. Batı'nın büyük filozofları, hayatın bir ızdırap olduğuna karar vermiş ve küçümsenmeyecek bir kısmı ya intihar etmiş, ya da hayatlarını bitmez tükenmez bir melankolinin içinde sona erdirmişlerdir. "Çünkü ölüm, her şeyin sonu demektir, öyleyse ölüm varsa zevklerin de, yaşananların da bir anlamı yoktur." Doğu'da ise hayat, olduğu gibi kabul edilir. Acısı ve tatlısıyla hayat mükemmeldir. Ölüm, bitiş değildir, insan ölmek için yaşar. Zen, "kusurlunun mükemmelliğini" kabul etmekle erişilen bir yoldur. Samurayların ölümü kabullenmeleri ve Japonların ölen toplum büyüklerine Kami (Tanrı) olarak hitap edip onlara ölmemiş gibi saygı göstermeleri bunun yaşayan kanıtlarıdır. Dolayısıyla çizgi roman gibi bir sanat aracının ürünlerinin de bu düşünce tarzlarını yansıtmaması düşünülemez. Aynen Avrupa Rönesans Sanatı gibi Amerikan çizgi romanları da şekilci ve güzellikçidir. Amerikan çizgi romanında en önemli unsurlar -gerek hikayede, gerekse de çizimlerde- etkileyici unsurlardır. Bir çizgi romanın hikayesi insan duygularını ne kadar harekete geçiriyor, insanı nasıl heyecanlandırıp nasıl hüzünlendiriyor, hikaye ne ölçüde şaşırtıcı, çizimler ne kadar etkileyici, karakterlerin vücutları ne kadar kusursuz... Bunlar üzerine kurulan bir sanatın meyveleri de doğal olarak Superman gibi olmuştur. Japonya'ya dönüp baktığımızda ise orada çizgi romanın var olmasının dahi bir amaca hizmet ettiğini görürüz. Japon çizgi romanının günümüzdeki popülerliğine ulaşmasında en büyük paya İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hem kültürel hem de sosyal hayat anlamında çökmüş Japonlara "Yeni Japonya", "Kudreti İçinde Saklı Japonya" hayallerini aşılayabilmiş mangalar sahiptir. Fakat aynı zamanda, Japonya'nın bu ruhsal çöküntüsünü ve savaşın bıraktığı izleri, bu zaman döneminde çizilen mangalarda görürüz. Yalınayak Gen'de Keiji Nakazawa, savaşın geride bıraktığı dehşeti gözler önüne sererken Japonları yerden yere vurur. Akira'da eski Japonya'yı dünyanın tanrısı hâline getiren fakat aynı zamanda onun sonuna neden olan Akira gibi pek çok eser bize bu tarihi anlatır ve Japonlar, başlarına gelenler için yine kendilerini suçlarlar. Bu konu hakkında anadilimizde bir eser için Mehmet Korkut Öztekin'in "Manga Bir Kültürel Direniş Aracı" isimli kitabını meraklılarına tavsiye ederim. Varmak istediğim nokta şudur ki: Çizgi roman, Japonya'da bir anlam aktarım aracı hâline gelmiştir. karın tokluğuna haftada on dokuz sayfa çizen mangakalar da bunun bir kanıtıdır. Çünkü manga, bu insanların hayatıdır. Mangakalar, mangaları olmadan bir hiçtirler, onların varolma sebebi, tüm hayalleri mangalarında gizldir. Tüm yaşadıklarını, tüm inandıklarını mangalarına aktarırlar. Bizim dergimize "manga" dergisi dememizin nedeni de budur. Çünkü biz, çizer olarak değil, mangaka olarak var olmak istedik. Amerikan çizgi roman çizerleri çizim işi yaparlar, anlattıkları hikayeleri bu insanlar yazmaz, bu insanlar sadece en etkileyici, en heyecanlı, en şaşırtıcı görüntüyü size vermeye çalışırlar. Amerika'da çizgi roman çizerliği bir iştir, bir görsel sanattır. Ancak Japonya'da mangakalık bir yaşam tarzıdır. Bence en büyük fark da burada.
Biz, Türk Çizerler olarak herhangi bir milliyetçi güdüyle yola çıkmadık ve hikayelerimizde de Türklük unsurunu işlemeyi düşünmüyoruz. Tabii ki bazı hikayelerimizde Türkiye'ye ve Türklere dair unsurlar olacaktır, hattâ olmalıdır; ancak bu ekipteki herkes Japon Kültürü'ne âşık, aramızda Japonya'ya yerleşme hayalleri için gerçekten çalışanlar da var. Dolayısıyla yaptığımız sanata da "Türk Çizgi Romanı" diyemiyoruz, bizim yapmaya çalıştığımız şey "Japon Çizgi Romanı"dır ve bunu Türkiye'de yapmaya çalıştığımız için de kendimize "Türkiye'nin İlk Manga Dergisi" demeyi uygun gördük.


Bize böyle bir röportaj fırsatı verip oluşumumuz ve hayallerimizden insanları haberdar ettiğiniz için çok teşekkür ederim.


Ahmet Torun


ShiroInku Manga Dergisi





İlk çeviri tecrübem BUYUDEN

16 Ocak 2012 Pazartesi

Kasım aylarından beri anime keyfi adlı fansubla gönüllü çalışıyorum. Gönüllüyü belirttim çünkü herkes ne kadar aldığımı sorup duruyor. Zaten adı üstünde fansub onlarında pek kazandığı söylenemez hatta kazandıkları bile meçhul. Benim maksadım çeviri konusundaki pratiğimi arttırıp ingilizcemi  geliştirmek. Neyse çok konuşmadan  çevirdiğim mangayı tanıtayim

BUYUDEN



Tür: Komedi, Romantik, Shounen, Spor
Manga-ka:Mitsuda Takuya (Yüksek Hit'li Major Serisinin Manga-ka'sı nın yeni serisi.)
Tanıtım: Take Isamu 6. sınıf öğrencisi herkese üstten bakan kendini beğenmiş yakışıklı ve kızlar konusunda çok şanslı bir öğrencidir. Kendi yaş grubundaki öğrencileri zayıf olarak görür. Daha sonra okula Kaname Moka adında güzel bir kız transfer olur ve Isamu ona çıkma teklif eder. Moka bunu yanlış anlayıp onunla box yapmak ister.

Moka mükemmel dövüşçüdür ve 5 tane orta okul öğrencisini tek başına döver. Isamu onun karşısında bir şansı olmadığını anlar, birbirleriyle didişmeye başlarlar. Bunun yanı sıra Isamu başka şeylerde öğrenir. Moka ondan daha atletik ve daha zekidir.
Kaname Moka : Okula yeni transfer olmuş ve güzelliğiyle herkesin dikkatini çekmiş bir bayandır. Küçük yaştan beri boks yapmaktadır.

Isamu Take : Dövüşmeyi bilmeyen sıradan bir öğrencidir. Kaname ile tanıştıktan sonra bir anda boksun içine çekilir. Kaname en başlarda ezik biri görsede sonradan onun içinde büyük bir potansiyel olduğunu hisseder.



Bukadar tanım yeter artık download linklerini buradan paylaşacağım.

Yokluğum da Olanlar PART I

8 Aralık 2011 Perşembe

olanlarSevgili takip edilmeyen bloğumun olmayan okurları;
Buraya uzun zamandır uğramıyordum. Hâlbuki bi ara bayağı hırslıydım blog tutma konusunda sonra takipçim olmadığı gerçeğiyle yüzleştim ve fazla kasmadım anadın mı? Biliyorum bloğum takip dilmeye başlandığında bu yazılar okunmayacak ama siktir et.

Siktir et demişken aradaki uzunca zamanı anlatırken kitaplardan başlayayım. Yoğun olarak kitap okumaya başladım ve şuan elimde siktir et isimli kitap var. Bir internet siparişiydi ve kitabı aldığımda sınıfımdakilerin çok ilgisini çekti sanki hayatlarında hiç duymadıkları duyunca çok utandıkları bir küfür. Kitabın kısa ve öz açıklamasında “Doğunun boş verme fikrine batının bakışı yazıyordu” ben siktir etten ziyade bu açıklama için aldım ve aldığım kitap 30. Baskısını yapmış şuanda belki yeni baskı çıkmıştır. Şimdi kitap hakkında biraz kafa yordum. Biz boş verirken sadece siktir et kullanmayız, Salla da bizim boş verme sözcüğümüzdü ama kitap salla ismiyle satışa sunulsaydı emin olun 30 baskı yapmazdı. İsim siktir et olunce ve 9 lira olunca kitap okumayan büyük bir kesim bile aldığına inanıyorum. Netse şimdilik siktir et’i siktir edelim. Diğer kitaplara dönelim “Uçan Spagetti Canavar’ının Kutsal Kitabı’nı okudum onun yanında buna benzer biraz farklı ama içi boş kitapta okudum. Şimdiye kadar ayağı yere basan tek kitap “Olasılıksız”dı. Biraz manga devirdim tabi hepsine manga denemez. Comic’ler de var bunun arasında “scott pligrim ve onun değerli basit yaşamı” 7 bölümlük serinin ilkiydi ve devamı çevrilmemiş. Kanada menşeili bir comic ve okunulası. Kitaplar biraz sıkıcı oldu galiba biraz ileri saralım…….
Yarın-biraz fazla ileri kaçtı galiba- fitness’a başlıyacağım. Göbek yaptım çünkü hep bu bilgisayardan sebep. Aslında bilgisayarımı suçlamamam lazım. Saldım kendimi bu aralar artık okula yürümüyor otobüsle gidiyorum, Dans etmiyorum bla bla bla. Artık 1 aya kendimi toplar 1 ay 1 gün sonra Arnold olurum (bkz: terminator serisi)

Az daha geri gelirsek download bağımlısı oldum. Okuldaki tüm zamanımı download yaparak geçiriyorum. Okulun 100 mega bitlik internetinin 20’sini sömürüyorum. Net yavaşlığından arada modeme res atıyorlar (bkz: Aç kapa çalışır). Önceden oyun download ediyordum ama bu aralar güzel oyun çıkmadığından dizi indiriyorum. Chuck’ın konusu hoşuma kaçtı indiriyorum. Heroes’in tüm linkleri ölü olmasa onu da indirecektim.
Bu arada bir sosyal sorumluluk projesi yönetiyorum ve resmen brainfuck (bkz: beyin amcıklaması). O kadar tıkandı ki olay. ikibinlira mali sponsorluk için ikibin liralık telefon görüşmesi yaptım 2 bin liralık otobüs yolculuğu yaptım ve sıkıldım. Projedekiler için sürdürüyorum.
Daha sonra olmayan sayın okur. Gezi yazısı yarışmasına katıldım. Çok iyi yazdığımdan değil ama konu farklılığından şansımı deneyeyim dedim. Yalnız sonradan öğrendim ki seyahat burslu gezi yazısı ve ben otostop anımı anlattım. Eğer kazanırsam ve bana söz hakkı verirlerse-ki bunun bir öenmi yok çünkü ben her zaman ki gibi alırım- diyeceğim ki ben yine otostopla giderim siz nakit verin harddisk almalıyım ☺
Bu arada hardiskim doldu ya şuan toplamda 1.5 TB dolu ve bağımlılığım yüzünden indirdiklerimi silerek yeni downloadlar yapıyorum. Öylede pislik bir downloader’im. Ha bir ara ara kelepir olarak satıyordum hardiskimi ucuz verince millet pislik aradı oysa cillop gibi harddisk. Neyse ben download ettiklerim ile doldurunca satamaz hale geldim ve millete artık satmayacağımı dediğimde herkes birden alıcı oldu. Hoş…

Bu arada yapmıyacağım dedim ama yaptım. Topluluklarda yine aktifim ve benim bunları isteksiz yaptığıma sevgilim inanmıyor. Aslında haklılık payı var. Dans topluluğuna başkan oldum tiyatro topluluğuna başkan yardımcısı. Keşke özel sektörde çalışsaydım CV’im bayağı renkli olabilirdi. Bu arada çizgi roman ve animasyon topluluğu – bu ismi sanırım anime ve manga garip kaçar diye düşündüklerinden yada daha genel olsun diye aldılar- yine beni yönetim kadrosuna düşünüyor. Tüm bunlarla beraber okul harici acayip dolu bir programım oldu. Bilgisayar dersinde aldığımız üstün bilgilerle tablo verecektim size ama burada tablo yaratamıyormuşuz. Neysem çokta sıkmayayım seni


cya.

Streetcwalk Turnuvasından Elendik

9 Mart 2011 Çarşamba

İlk round'a Ben , Alivewalker ve DarkRa katılmıştık ve Çek Cumhuriyeti ile kapışmamız da Sadece DarkRa rakibi eledi ve 2-1 elendik. İddaamız olmayan turnuvada ilk roundda elenmek yinede  biraz acı oldu.

Arkadaşlarımı kutluyorum yine ve yine.

Cwalk ile kalın

StreetCwalk Turnuvası

23 Ocak 2011 Pazar



Facebook'ta gördüğüm tanıtıcı video sonrasında başvurduğum turnuvaya bugün cevap geldi. Katılıyoruz!

Turnuva Çeyrek finalden başlıyacak yani 8 ülkeden oluşacak.5 yada 6 walker belirtiyoruz ama sadece 3tanesi kapışacak her tur.

Umarım iyi bir sonuç alırız


İskenderun HipHop Party Vol.2

5 Ocak 2011 Çarşamba





Uzun zamandır blogumda bi sessizlik vardı ama bu sessizlik İSKENDERUN HİPHOP PARTY VAL.2 ile bozuldu.


09 Ocak Pazar · 13:00 - 17:00' da Belediye Kültür Sarayında olacak parti de kimler mi var?


GHASTAMA-ORKUN-DİNAMİT-DPGC-DENGE


Bitmedi........


HARZEMSAH&THC BENJAMIN&THUGDOGG&TÜRKMENLER CITY&İZDİHAM&ORCHI&TEORIC&SAHVAR&DR.GIGAS&ARES&SIDNEY&BÜNYAS&MC'Y&CERVANTES&SCALES&BARO SANYAR&OKN&AZIS REVAH Partiye RENK katacak 


Dj Serkan'ın parmaklarının ucunda diskler uçuşurken Mad BreakerZ ve DP WalkerZ Sahenenin tozunu attıracak.




Tüm bunlar için yapmanız gerekenler 5 liranızı ayırmanız ve kıçınızı kaldırmaktan başka bir şey degil. 








PARTY HAZIRLIKLARI 


BAŞLASIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIN!!!!!!!!

İskenderun HipHop Party Vol.1

6 Kasım 2010 Cumartesi



Bayramına şenlik katacak bir etkinlik var sırada. Seninde katılımla dahada şenlenecek İSKENDERUN HIPHOP PARTY VOL.1 14 kasım 2010 tarihinde iskenderun belediye kültür sarayında  gerçekleşek.

Bu organizasyonda sende yer almak istiyorsan sadece biraz zaman ve 5TL nakite ihtiyacın var.
Durma biletler tükenmeden bir bilet al. BİLETLER ve SAHNE ALAN HERKESTE

Dans ve Dağcılık Aktiviteleri (+Cliff Diving)

31 Ekim 2010 Pazar

"Hayat sana ekşi limonlar vermişse sen tekila ve tuz iste"

Malum Düzce çokta büyük bi yer sayılmaz. Bu şehir benim ilçemden daha küçük... Üniversitem ve üniversitenin yanındaki yurdumdan pek dışarı çıkmıyorum. Sıkılmamak için bazı topluluklara katıldım. Dağcılık ve Dans toplulugu.

Dans toplulugunda hiphop çalışmaları olmuştu ama grup dagıldı bi süre sonra.Salon danslarında devam ettik. Bi süre chacha çalıştık ve konferans salonunda gösteriye çıktık. Gayet eğlenceli bi topluluk kapı gıcırtısına oynuyoruz tabiri caizse.

Gösteride chacha müzigi olarak Athena- Macera seçildi. Üniversitenin isteği üzerine 1 haftada chacha ögrenilip koreografi çalışıldı.Dipnot:Toplulugun rekoru 40 dk'da koreografı hazırlayıp sahne almakmış:)

Toplugun eskileri ayrıyetten salsa tango ve bachata'da yaptı. En son freestyle hiphopla koparttık. kasap havası kemence vb. cabası.

Dans toplugu çalısmalarına ara verildi bayramdan sonraya sarkacak büyük ihtimalle.Devamında büyük ihtimal tango yapacagız. 

Konu dagılmadan gösteriye 27 ekimde çıktık ve 10. ulusal kaya tırmanışı şenliğinede 27.sinde gittik. anlayacağınız bayağı yorucu bi gündü. Dans etkinligine gitmekte sorun oldu kimligim yanımda degil die okula alınmadım güvenliklerle tartıştım. Sonra Sosyal hizmet kurumlarında ortam inceleme dersinin raporlarlarını yetiştirmeye çalıştım.Sonra dağcılık çantamı hazırladım yemegi aradn çıkarttım bunlarına arasında son anda arabaya yetişip çarsıdan para çektim ve antalya arabasına bindim huh :)

12 saat sürdü yol sonunda vardık çadır kurulumu vesaire hallettik. Normalde şenlikten bir gün önceden geldik antalyaya. İniş egitimi almayanlara dersler verildi. Aslına bakarsanız o gün verilemedi. Deli gibi yagmur yagıyordu. Millet sırılsıklam oldu ve istasyon sökülüp inildi inildigi dakika yagmur kesildi. Bu arada hayatımda çok istedigim bişiyi gördüm. Yagmur yagarken denizi... Gerçekten çok istiyordum kısmetmiş gördüm.Ardından denize girdim hamam gibi sıcaktı. yagmur sonrası hazır ıslakken bu yıl ilk denize girişimi yaptım. Ardından hayatımın ilk cliff diving atlamasını. Çokta yüksek sayılmaz ama 9 metre kayadan atlama cesaretini gösterdim :) havuz gibim degilki altta kaya olmadıgına kendine inandıramıyorsun.Kayaya çıkarkende ayagı biraz dogradık. Halen kesikler var. Bu arad profesyoneller gibi şekilli atlayamadım sadece korkumu yendim :) ilerde buldugum tüm fırsatlarda atlıyacagım :)


Bi sonraki gün Belirlenen rotalarda kaya tırmanışına katıldık. Bazı kişilerle tanıştım orda ve saç bandı tarzımı degiştirmeye karar verdim. 2 rotanın ikisinide başarıyla ve zorlukla tırmandım :) kaya tırmanısı ayakkabısı 3 numara küçüktü ve ayagıma sıgmadı için neredeyse çıkmaıyordum normaldede 1 numara küçük olurmuş sarsın dıye ama 3 numara küçük acı veriyordu.Tecrübesizlikten kendime tutamaçları bulmakta biraz zorlandım ama başardım :) 


darısı nice zirvelere :)

 resimleri sonra paylaşacagım 

Aloha

Düzce Üniversitesi ilk Günler

26 Eylül 2010 Pazar

Belki bu bloga dunyanın en sıkıcı yazılarını yazıyorum ama okudugun ıcın minnettarım :) Boyle bi girişten sonradevamını okursan dahada mutlu neyn olacagım.Ha daha eglenceli bi blog istersen GarciaEtkisi ne göz atabilirisn.

Malumuzun düzce tam açık cezaevini kazandım. Bir asosyal olarak sosyal hızmet bolumundeyim. Gokyuzunde bulut aranan bi yerden gelmeme ragmen ılk 2 gun gunes gormedim. Boxer'la yatan ben battanıyeye sarılır oldum.


Kurtarın beniiiiiii!!!!!!!!!!!!!

Geldigimde herkesin korkutugu kamil hocayı geçıkmeli olarak tanıdım 21 kredinin 9'una giriyor hoca.Yanı takarsa bittin hacı. Sanırım benı sevdi belkıde sevmedı bı babacanlıgını gormedım ama gayrı resmı asıstanı oldum.Sınıf temsılcısıde secildim.Sınıfaen son katılanlardan olmama ragmen yarısından cogu bana oy verdi hayırdır inşallah.

Seçilmem bana reyiz,başkan ve şşşt lan temsilci ünvanlarını kazandırdı :) gayet memnundum temsılcılıkten ama memnunlugum bı 11 saat falan sürdü... Sosyal hızmet 2. sınıfının temsılcısı ile tanıstım ve illahlah ettigini sonrasında bıraktıgını ogrenınce aşırı bı motıvasyon oldu :) motivasyondan ölecem yani :)

Angaryalarım ve ben universite içinde fazlasıyla zaman geçirmemi ve kafamın dagılmasına engel olacagından guzel bi durum gbi şimdilik.Hocanın dedigine gore bu asistanlık CV'de yer alabılırmıs vede referans saglarmıs. Devlet kapısı dusunen ben pek bi katkısı olacagını sanmamaktayım ama referans referanstır.(ellerinden öpenzi)

Yurttaki odama geldigimde 1 kısı uyuyor vazıyetteyıd 2 yatak boştu.Çocukla tanıstım adı Ali.Şinto bi insan.Oda benden 1 gun once gelmişti odaya.Sonra bi kaç gün sonra bi yatak daha doldu.Çocucu goremedim başlarda çünkü gece yarısı gelmiştım 2side uzanmaktaydı ve ben ışıgı acmak istemedim.Uyanıklar dıe biraz sohbet ettik tanıstım ama cocugu göremiyordum.Çünkü karanlıktı :) bu arada onunda adı zana(bilgili demek)

Sınıf arkadasları sıcak kanlı 2. sınıflarda sıcak kanlı.Tarzımdan dolayı geldigim gunden beri kımın yanından geçsem yandakini dürttügünden genel olarak yurtta sıcak kanlı :)Düzceye indigimde yanıma cocuklar gelip soru sordugundan veya 2 adım gerıdeki kişiler dedikodumu yaptıgından duzcede sıcak kanlı :)

Hayatımın 4 yılı(ki umarım 1 yılda bıter) burda gececek umarım alışırım.Umarım düzcede bana alışır :)

Anıt Alanında İskenderundaki Arkadaslarla Cwalk - 3 Way

19 Eylül 2010 Pazar

Sydney ve Dennzy'e sözüm vardı cwalk çalışacağımıza dair.Malum yarın(kiminize göre bugün,kiminize göre geçmiş bir zamanda yani okuma tarihinize baglı) Düzce yolcusuyum.Son bir defa en azından bir video cekmek için iskenderundakı cwalkerları çagırdım(Rıdo-Sydney-Dennzy). Sydney camura yatmaya çalıstı basta ama geldi. Velhasılkelam gereginden fazla yürümek yerine anıtta video'u çekmeyi kararlaştırdık ama rıdvan bu sefer çamura yattı video'ya girmeyecegini söyledi.Zorlada sokamayacağımız için sadce telefonunu müzik için kullandık.

Videoyu cekecegimiz yerde 3 tane genca vardı.Genco laflar edip dursalarda pek bi takılmadıklarını anlayınca gencoluklarını mınımuma indirdiler.Yinede son ana kadar bi fiil gencoluk yaptılar.Videoyu bir kez tekrarladık 2.sinde ise Memetcanın air kneedrop atmasından dolayı bir daha tekrarlayalım dedim ama memetcan sorun olmayacagını söyleyince videoyu bitirdik.Sonra memetcanın neden sorun etmedigini anladık PRİMEMALL :)

Bizide davet etti ama ben zaten hasta haldeydım gelemezdım rıdo da gelemıyecegını soyledi.Biz kafeye gectik videoları upload ettim.Geçmeden öncede bi kaç foto çektik.

Rıdo-Sydney-Medjerda
 
 Sagdaki Dennzy ve kucagımızdakı gevşek memetcan :) Kolumdada damar sertleşmesi vardı ne biçim acıdı arkadaki kadında böm böm bakıyorken
Son olarak videoyuda paylasımde tam olsun :) ama simdilik facebook link verebilecegim youtube sorun cıkartıp duruyor

Yeni Ekipmanlar!!

10 Eylül 2010 Cuma

Daha önceden dedigim gibi bademciklerin yanında birkaç şey daha aldırdım.Aslına bakarsan alışım biraz farklı oldu.Hayırrrr kesinlikle çalıntı degiller sadece almadan öncesi farklı alış biçimim klasik anne kredi kartı.

Önce deniz tıp merkezine gittik sonra eve geldık tekrar gittik çünkü doktor yoktu.En sonunda adama göründüm dedi uygundur alalım. Üniye gidecegim için o hafta içine sıkıştırmasını söyledim.Liste baktı ve  cumartesi dedi nan olmaz cart curt. Anestizi uzmanını aradı. dedi "Tmm 2 gibi seni ararim şimdilik hiç bişi yeme uygunsa bugün alabiliriz." Dallama bilmiyor tabi açız zaten neyse gittik anneme adam bizi atlatmak için dedi cumartesi alır o der demez telefon çaldı. 3 te hastanede olun ameliyat için dedi.Lan bende bir heyecan neyn anlayamadım.İlk ameliyatım tabi.Buarada AVM önündeyiz. Neyse dogru teknosa bimeks.Kamera seçiyorum ama alınabilitesi düşük diye düşünüyorum nebilim annem kesenin agzını acmıs ameliyat ayagına :)

kendımce 500 milyonluk limite telefonda sıgırmaya çalışırken. Önce suan kullanmaya çalıştıgım maviş bebegi aldım 5230

Gayet hoş şirin bir alet.İsteyen nete bakabilir özelliklerine çünkü asıl ekipmanım bu degil.Bunu alınca kameraya yer kalmadı limitimde ne yapacaz bilinmez.Annem telefona geçti bu arada ve umud ışıgı bi an önce kamerayı seçmeliydim.

Başlarda pilli düşünürken neden bilinmez bataryalı aldım.Sadece dün kullandım idare etti sagolsun :) Tek kötü yanı videoda zoom yapmaması oda benim gibim bir cwalker'ı ilgilendirmiyor.Kamerayı yere koyuyorum zaten  zoom'u sony vegaslada yaparım.

Sony demişken kamerada sony. SONY Cyber-Shot W310. Ahanda size resim
Objektifi en geniş kompakttı.Görüldügü gibi 12.1 de mpx var sadece bunlar yeter bana ama eleman foto manyagı çıkınca bayagı şey saydı.En son kendi kamerasını anlatıyordu ben alıp kasaya dogru ilerledim.Bozulmuş olabilir ama salla:)

Annem Konuşmasını bitirdiginde  kadın kredi karı istiyordu bile annem karşı gelemedi ve 700'ü devirdim.Ameliyat masraflarıyla birlikte milyarlık gün oldu benim için.

Şimdi bu bebeklerle yeni videolar beni bekler.Bukadar yazdıgıma sükredin siz.


Not: Telefondaki El benim degil(google images)
Not 2:2. notu unuttum :)
Not 3: Hatırladım! normalde ekipmanlarıma bebek demem.Hiç bişiye bebek demem bebeklere bile ama nedense diyesim geldi nan bebek!

GaziAntep Konseri "Ölüler Yürüyemez!!!"

Başlık biraz ölme tehlikesi gibi bişi geçirdigimi yansıtıyor ama aslında oyle degil sadece ameliyat oldum.

Bademcikleri söktürdüm.Zaten işe yaramıyorlardı da.Toplan 22 saat suren bir yolculuktan sonra kısa bir dinlenme ardından direk ameliyat :/

Malumunuz üniversiteyi kazandim.Kayda gittim geldim ve sürekli yataga düşüren bademcikleri aldırttim.Bunların yanında yeni ekipmanlarda aldırttım ama onun sırası degil.


Bademcikleri aldırmamın tek olumsuz yönü gaziantep konserimize gidememem.Ha bide sıvı ile beslenmek var  o ayrı :)

Bu sefer up-line sahne alacagımız konsere annemin " Ameliyattan yeni çıktın daha nereye!!" ve türevlerinin 500'ün üstünde soylemesi insannı vazgecirtiyor ister istemez.Mersin konseri gibi extreme geçmemiş ama sahnede battle atarken kavga çıkmış tek bilgim o.O degilde halen(11.09.2010 sabahı) adam akıllı yemek yıyememden dolayı benı ilgilendıren Lil'pac larda ballandıra ballandıra anlattıklar fındık lahmacunlar.*halencanımçekiyorlan!*

Lim bou gelsem otostop yapabilmekle kandırmaya calıştı ama yemezler.Lan bir AVM yaptım saftım kaydı gaziantepe gelsem Mode:ÖLÜLER YÜRÜYEMEZ!

Kısmet bu konserde aktif edilemeyen konserler listesine eklenmiş oldu ama "yinede kariyer damlacıgıdır nan" diye kendimi kandırıp çizittirdim bloguma :)

Not: Yemek yemeye başlayınca yarım ekmek sucuktan sonra fırını ara fındık lahmacun yaptırt.

Anti Nükleer İnsiyatif Festivali (ANİ Fest)

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Bloga biraz geç girsemde mersinde bir festivalde D.P.G.C ve Denge grubundan Lil'pac ile sahne aldım. Festivalden bir gün önce hatta saatler önce haberim oldu. Festival arifesinin akşamı abim ve 2 kuzenimle efsane oyun age of empire 2 oynamaya indik.Oyun bir hata verdi ve tekrar girecegim sırada aşagıdan mavi ve turuncu bir sinyal geldi.Lim' bou !!!. acil bak acil acil acil acil diye iletilerin arasına baktım burayu yerleştirdim sonra bana durumu anlattı ve ardından eve gidip bizimkileri ikna ettim. ANİ Fest biraz ani oldu yani :)

Akşam 9.30 civari aldıgım haberden sonra 6.30 da otogarda beklemeye başladım.Lim bou , Lil pac ,Duro  ve Tutu (iskenderundan tek destekçimiz) ile yolculugun ilk adımını attık ve otobüse bindik.Otobüs adeta kagnı... Bu kadar yavaşta gidilmez diye isyan edecekken sarışın muavinimiz ortaya çıktı ve şarısın bir arap olması nedeniyle yaşadıgımız şaşkınlıktan isyan edemedik. Verilen kahve paketlenmiş ve marka olmasa zehirlediler dedirtecek kadar vucudumda garip olaylar yarattı.Etkisi geçene kadar bayagı yol aldık.



Adana otogarıdaki moladan sonra yavaş yavaş yogunlaşan konser muhabbeti ve (çoğunlukla benim) etrafta dolaşmamız, fotolar çekilmemiz ,otobüste sadece bizim olmamız sanki özel otobüsümüzle yol alıyor hissi yarattı  :)

Servis bizi mersin foruma kadar bıraktı, Lim' bou festival sorumlularından birini aradı ve otobusun gelecegi yeri öğrendıi ama saatler geçti kimse yok.Tekrar aradıgımızda araçın ses sistemini taşıdıgını biraz daha bekletilecegimizi öğrendik. Biraz sonrada iskenderundan yanıdıgımız ve festival düzenleyenlerden dövme sanatçısı ayhan abi ile kontakt kurduk ve bize bi arabaya binmemizi söyledi yanına gittik. Kısa bir muhabetten sonra bizi festival alanına giden bir arabaya bindirip varmamızı sağladı. Otobüs şöförünün kolunda kocaman bir bıcak ve dolanmız 2 yılanıyla isyankar yazılı tam tepeli dövmesi vardi. Kahkaha atmamak içinm kendimi zor zapt ettim . Festival alanına vardık daha ses ayarları yapılmamıştı sadece sahne alanı vardı. posterdeki sanatçılardan çok azı vardı. Bi çocugunun sonraki günlerde gelecegi söylendi ama o gün gelecek çogu kişide yoktu. Sadece izmirden gelen Sonic grubu vardı. Onlar bizden önce gelmişler ve sıkıntıdan ölmek üzerelerdi. festival alanında sadece 2 grup vardık görevliler hariç.Kamp alanında 10'a yakın çadır vardı.Zaten 3 tanesi sonic grubununmuş :)

Bazı festival ve konserlerin bıyık altı bir siyasi görüşü vardır.Bunlar ufak detaylarla fark edilir ama bu festivalde aşırı belliydi. 2 detay sonic grubunu ve bizi sahne alma konusunda düşünmeye yitti. Birincisi Asılı durumda koskocaman "Devlet insan-hayvan ayırt etmez katleder" Pankartı ve bir broşürün içindeki askere gitme kardeşini öldürme yazısı. Cebimizde dönüş yol paramız olmadıgından, gelene kadar yapılan masrafların ne güçlükle karşılandıgı ve önceleri bıraktıgımız konserler zincirine bir halka daha katmamak için sahneye çıkma kararı alındı.Sonic grubuda yol parasını karşılamak için sahne alma kararı aldıgını ögrendik.

Konuşmacı olarak çagırılan BDP belediye başkanı adını bile bilmedigi festivalde "dolu dolu anarşizm" temalı konuşmasının sonunda "Nükleer santrallerin doguracagı zararlar bilinmektedir ve buna karşın yapılmakta ısrar ediliyor.Buna izin vermemeliyiz" cümlesini ekleyerek.tüm çevreciler tarafından alkışlandı.

Ardından sahneye davet edildik.sahne önüne mayın konulmuşcasına herkes kenardan izlemekteydi. Sonic grubu ve 2 bayan ve çocugu destekcimiz oldu aynı şekilde sonic grubununda.(sağolsunlar)Sonic grubu yanında getirdigi Canon D400 ile bizi görüntüledi.Fotograflar elime geçtigi gün sizinle paylaşacagım.

Sonic grubuna sahneyi devredip izleyici yerine geçtik. Saclarım uzundu ama kafa sallamanın zevkine varamadım bir türlü. Cünkü elimde kamera onları çekiyordum. linkin parktan place in my head şarkısını söylemeye geçtiklerinde devrettim kamerayı ve çoştum biraz.Şarkı favorimdir ve cogu kısmında soliste eşlik ettim.Son şarkıda olayı koparttık.Sahneyi bastık

Son şarkının sonlarına dogru sahneye çıktık ve hep beraber söylemeye basladık hopladık zıpladık ve KAFA SALLADIK :) En sonunda festival boyunca yüzümüz güldü.Bu olay sıkıntılı bekleyiş, dumur oluşumuz ve igrenc yemegin verdigi moral bozuklugunu bir çırpıda sildi.

Dönüş parası niyetine zarzor aldıgımız 2 kuruş para ile dönüş yolunu tuttugumuzda sanırım saat 10 civariydı.Otogara vardıgımızda iskenderuna direk otobüsün olmadığını öğrenip ufak bir hayal krıklıgı yaşadık. Adanaya başka bir kagnı ile yola çıktık. Otobüsteki herkes ama herkes isyan etti buna ragmen söfer 2 gram gaza yüklenmedi. Adanaya gidene kadar yorgunlugumuz 3 kat arttı. tüm sşrket ve otobuslere sormamıza ragmen iskenderuna uygun bir otobus bulamadık.Saat 2 ve 3 civarında oldugunu soyledıler ve karşılayamayagımız kadar ücret talep ettiler.

Şehrin içindeyken otostopa başladık ve şansımıza biri durdu olmazki burda dedi,derdimizi dinledi ardından bizi diger otogara olan yüreğir otogarına götürdü biz orda otobüs bulacagımıza inandıgımızdan degil. 2 adım daha iskenderuna yaklaşacagımız için bindik.Açıkçası otobüste bulamadık :). otobana dogru yürürken köpek kovaladıkça hızımızı arttırıyorduk. en sonunda bitmiş oılan ta'katimiz ile sehrin çıkışına yakın bir kırmızı ışıkta oturmaya başladık. Bazen arabalara nereye gideceklerini soruyorduk.Biri iskenderuna kadar gitmeyecegini soyledi ama misise kadar bıraktı. Biz arabayla giderken okadar mutluyduk ki yolu yarıladık otobuslerin mola verdıgı yer olarak düşündügümüzden ama tam bir hayal kırıklıgıydı. Tamam biraz daha yaklaşmıştık yuvamıza ama keske ora olsaydı diyorduk içimizden.Bulundugumuz yerde pazarlıkla aldıgımız sıkmaları bi güzel yedik.Sonra geri dödük otostopa... Bir kaç yüz araba geçtıkten sonra bir araba daha durdu.Oda iskenderuna gitmedigini ilerde bbir köye gittigini ama bizi bir çevirmeye bırakacagını söyledi.Çevirme güzel fikir otostopta durmayan araçlar çevirmede durmak zorunda... Tabi bize ordanda ekmek çıkmadı. Yavaş yavaş yürümeye başladık gittigimiz yerlerde hiç ışlık cokça köpek havlaması vardı. korka korka geçerken fabrikalar bölgesini sonudna bir tarla,çitsiz ve dönemecin ilerisinde bir sürü köpegin havlaması nedeniyle yola devam etmedik.Geçen her ışıga  otostop... En sonunda bir elazıglı bir kamyoncu abimiz bizi aldı ve en azından o dönemeci geçirdi.yürüyerek 15 dk da alacagımız yolu aldırdı birde karpuz kesti.Dünyanın en güzel karpuzu gibi geldi bize. Sonra emmim uyumaya geçtiginde hava aydınlanmaya başladı ve biz yola devam etti.Bi süre yürüdük bi yerde oturmaya başladık ben uyuyakalmışım.Nekadar uydugumu bilmiyorum dizlerime kapanıp ama uyandıktan heen sonra bi kamyon daha aldı bizi ve eve kadar bıraktı. Acılı ve yorucu bi gun sonrasında  uyuma vaktı.Tam 16 saat uyumuşum :)

Gelecek Hangi Şıkta (LYS 1)

22 Haziran 2010 Salı

Pişmanlık veren 1 yıl bekleme kararımdan sonra gectigimiz cumartesi (19 haziran 2010) lys 1 sınavına girdim.Burdan sınav muhabbeti yapomıyacam ama gitmek zorunda kaldıgımız Antakya'nın muhabbetini yapabilirim.


Gezenzi profilimi takip eden varsa antakya'nın yarısını yürüyerek gezdigimi ve varoşun artık benden soruldugunu bilirler :D.Bir gün önceden gittigimiz necromancer rock grubunun bateristinin evine ugramadan önce 4 arkadaş okullarımızı bulmak için antakyada bayagı bir dolaştık hatta dolaştık dolaştık dolaştık................


Özellikle Hüseyin'in okulunu bulduktan sorna okuldaki dayının bir sonraki okulu şurdan 1.5 km yuruyun orda demesi ve bizim yaklasık 15 km yürümemize yol açması sonucu sülalesini bayagı bi andık :).Birde Antakya da İskenderunlu olmak gibi bi dejavantajımız vardı.Her yol sordugumuzda siz İskenderunlu musunuz sorusu geliyordu.


Hüseyinin ve benim okulum orta çag yapıtıymıscasınaydı ama Memet ve Alper cam binada çogu üniversiteye taş çıkaracak bir binada girdi sınava.Özellikle benim okulumun bir kısmı ahşaptı.


Velhasım kelam okullar bulundu ama yürümekten ve açlıktan nevrimiz döndü. 5 ekmek,kola  ve bir paket makarna ile eve geçildi.Memet makarnayı yaptı bir güzel yumulduk.Doyunca hafif bir tekrar sonra yataklara geçildi.


Sabah yumurta sonrası sular kesik oldugundan camiide kafalar yıkandı ve ihtiyaclar giderildi.Durum biraz garip tamam ama yapmak zorundaydık xD Sınava girildi,Yapılan yapıldı ve tekrar buluştuk.

Trafıgin yogun olmasından 20 dk'lık yol 1 bucuk saat oldu ve ayakta yol aldık.Eve geldigimizde erşende aramıza katıldı. O da dahil hepimiz kimin kolunu bacagını yesek diye düşünecek kadar açtık.Alponun saat 1.30 da birazdan ordayız diyip yaklasıp saat 4 te gelmesi açlıgı dahada arttırdı.Burdan sövmüyorum bankada işleri varmış.İşbankasını soymak okadar kolay degil arkadas bu devirde xD (jk)



Yemek hazırlıkları yapıldı alınan 6 kilo tavugu pişirtmeye ve içkileri almaya gidildi yaklasık 7.30 civari 32 bira ve pişmiş tavuga abanıldı.Alpo'yu elınde tavuklarla görenlerin çıglıkları vuvuzelayı bastırırdı sanırım xD




Yeteri kadar doyduktan sonra herkeste bir gülümseme vardı.İçkiler içilmeye başlanıldı ben yine avel kaldım ortamda.Alpoyla taşaklamasına bir dans kapısması yaptık keşke videoya çekilseydi yahu...




Sonra ayakta kalanlarla 21 oynandı.Memetin akfası güzel olunca fazladan kart çalma dahada kolay oldu ama kasa herzaman kazanır kaidesi bozulmadı.Yataklar kuruldu uyumaya geçildi.Uyanıldıgında herkesin başı agrıdıgından bi süre küfürler havada uçustu ama ciddi bir şekilde degil.Ben hüseyin ve memet eve gitmek için yola çıktık lys 2 sınavının cıkısına denk gelınce pac arabalarının çogu dolu geldi ama azmettik ve bulduk.40 dk sonra iskenderundaydık.Enerji bitti ve perdeler kapandı....Diledigince uyumak güzel bir şey

GEZENZİ - Gezenin İzi !

5 Haziran 2010 Cumartesi

Turkcell yeni bir servis yaratmış adı GEZENZİ. "Gezenin izi" sloganıyla sundugu hizmet.Twitter'i andırsada daha iyi bir hizmet sayılır.En azından benim açımdan.

Gezenzi'de twitter'daki twit'leriniz gibi iz bırakıyorsunuz. İz'inizi harıtada nerde iseniz oraya bırakıyorsunuz ve ufak notlar düşüyorsunuz.Turkcell'in 1 Agustos'a kadar verdigi ücretsiz verdigi bir hızmet ise telefonunuzu kaydettiginiz takdirde ücretsiz olarak telefondanda iz bırakabilmeniz.6060'a gonderdiginiz multimedia ve smsleriniz otomatik olarak lokasyona ekleniyor.

Ben hesabımı açtım ve şuaralar sadece iskenderun içinde iz bırakabilecegim ama önümüz yaz,dünya küçük ne olur blinmez.Egerki benim nerde oldumu merak ediyorsan http://www.gezenzi.com/minilife/Medjerda adresinden beni izleyebilirsin.Çok özel olmadıkca heryerde iz bırakıyorum.Mesela şöyle bir şey göremiyeceksiniz "MEtresin evindeyim umarım karım görünce kızmaz" :)

DPGC & D3 TEAM D.P WALKERS SHOW TIME

2 Haziran 2010 Çarşamba

Geleneksel tek pota turnavalarının şenliklerinde sahne alacak D3 Team ve D.P.G.C'e Ben ile İskenderundaki diger Cwalker'lar eşlik edeceğiz


Normalde 3 ve 4 haziran tarihlerinde verecegimiz konser hepimizi derinden etkileyen Şehit cenazelerimiz nedeniyle 1 hafta ileri alınmıstır.Yeni tarih 9 ve 10 haziran günleridir herkese DUYURULUR !!!


İskenderun Geleneksel Tek Pota Basketbol Turnuvasında 9 haziran Carsamba ve 10 haziran Persembe Günleri saat 20.30 daki Konsere Herkesi Bekleriz.



SAHNE ALACAKLAR...

D.P.G.C :

DuRo
Lim'Bou
Thug Dogg
Cr.Harzemşah

D3 Team :

ahiRFather
FirsT-E
Lil'Pac 

D.P Walkers :

Medjerda
Zibidi
Ivory

Basketball Turnuvası Konseri Erteleme...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Şerefsiz pkk'lıların saat 00.00 civari yaptıkları saldırıda 7 askerimiz şehit düşmüştür.Bu nedenden dolayı önceki girdide bahsettigim geleneksel basketball turnuvasındaki gösteriler bir süreligine ertelenmiştir ve henüz yeni tarih açıklanmamıştır.

Şehitlerimize rahmet ailelerine başsağlıgı dilerim
Ruhları şad olsun

M.K.Ü Bahar Şenlikleri ve Adana konserleri

İskenderunun rapine saygı duygudum kaliteli rap grubu D.P.G.C ekibi ve D3 Team'in sahne almaları için davet edildigi bu yerlerde beni ve iskenderundaki walkerlardan Zibidi'yi sagolsunlar davet edilenler unutmadı ve hem seyirci hemde danscı olarak bizide çagırdılar.

Mustafa Kemal Üniversitesinin bahar şenliklerinde dansçılar(yani ben ve zibidi) sahne küçük oldugundan  sahne alamıyacaktık.Grublar tam emin olmamakla 17.00'da sahne alacak olmasına ragmen 8.00'dan itibaren ordalardı.Tüm günün sıkıntısının üstüne birde 1 saat gecikme eklediler.Ardından production'un taklasına geldık.8 kişinin sahne alacak olmasına ragmen biri bozuk 3 mikrofon oldugunu söyledi ve nedense ana sahneden mikrofonun gelemeyecegini de ekledi.2 mikrofonla şarkıların söylenemeyecegi söylesekte durum degismedi.Kısa bir istiare yapıldı sahne alacakların arasında ve Mikrofonlar birakıldı...

Adana Ora kafede yapılacak olan Frekans ve Yunus Emre konserleri içinse Alt grup olarak hem Adanada hemde K.Maraş ve İskenderundan gruplar çagırılmıstı.İskenderundan Yukarıda andıgım gruplar çagırıldı elbetteki ve onların davetiyle bizde...

Saat 9.00 da arabanın kiralanmış olması ve bizim yola çıkmış olmamış lazımdı fakat 9 da henüz uyanılmamış ve arabanında kiralanmamıs olmasından dolayı zamanlama uymadı.Kahvaltı yapılıp evden cıkıldıgında saat 10.30 olmustu.Sonra dogru Pac meydanına verilmiş sözler üstüne beklenilen araba bir türlü kıralanamadı ve adamın 11:30 da dükkanı açacagından dolayı Dönmez kooperatifin bir otobüyle kelle başı 7 liraya anlaşıldı ve bizi yüregirde degilde barajyolunda birakılacagı söylendi.Bİndikten sonra muavin yön değiştirdi ve 10 lira istedi brajyolu karşılıgında 9 liraya inmesine ragmen bütçe 75 lira üstüne çıkamayagını söyleyince arabadan inmek zorunda kaldık.Saat 11.30 olmuştu ve dükkan açılmış ve bir ladanın kiralanabilecegi söylenmişti 30 liraydı hemde çok güzeldi taki arabayı görene kadar...

Kapısına kadar her yeri pas içinde olan arabaya biri bagajda 8 kişi sıgırılabildi ve Ben ile Hakan abi dönmezin arabasıyla yola çıkmak zorunda kaldık.

Telefonla gelen haberlerle arabanın tam bir fiyasko oldugunun ve bizim bindigimiz otobüsün bir nimet oldugu kanısına vardım.

Biz kapı açılısından 1 saat geç olmasına ragmen vardık.Kapıdan sahne alacak kişilerin yaka kartlarını alarak içeri girdik.Bizim için gelmiş olan 2 arkadaşım Zeynep ve Özge ile selam kelam üstüne beklemeye başladık.

Bir süre sonra Sahne alacak ekipte geldi.Aslını söylemek gerekirse şeklimiz ana grupta dahil ordaki tüm rap gruplarından  kat kat iyiydi.Pislich'ten giyinmiş bir kaç kişi yanında biz meydana çıktıgımızda Time is money,Ecko unlited pislich T-mac Orjinal NY baseball gömlegi bla bla bla kıyafetlerle dikkatlari bir süre bir noktada topladık.

Herşey bir yana gelmiş olmamıza ragmen ismimiz okunmadı ve ana grup çagırıldı.Bize yapılan açıklama üzerine ana gruptan sonra çıkacagımızdı.3alkış 5 şak şak 7 hophop sonra ana grup sahneden indi ve sıra bize geldiginde yine mikrofonların "eksildigini" ve mekanın anlasmasının saat 5'e kadar oldugu söylendi ve 5 saatte gelinen yola10 dk dolmadan geri dönüldü...

Parti'nin asıl sahibinin bize hiç görünmeden gitmesi ve üstüne üstlük digerlerinin pişkinligi sinirleri bir kat daha katladı ve araba başında gerilen sinirler yüzünden ufak tarışmalar doğdu.

Party sornası planlarda iptal edildi ve iskenderun yolu göründü ve bu sefer otobüste 3 kişi ile (Ben,Duro ve Hakan) geri dönüldü.

Adana konseri gerisi elimize gecense sadece kaliteli 5 LT. şalgam ve bozulmuş moraller oldu.

Acısını 02 ve 03 Haziran gecesi Geleneksel Tek Pota Basket Turnuvasındaki konserinde çıkaracagımıza inanıyorum.